18 Kasım 2016 Cuma

Anzaklar

Anzaklar

Anzak (Australian and New Zealand Army Corps; ANZAC), I. Dünya Savaşı sırasında İngiliz ordusunda savaşan, Avustralyalı ve Yeni Zelandalı askerlerden oluşan kolordudur. Türkler tarafından, bu ordunun askerlerine Anzaklar denir.

Anzak sözcüğü, Avustralya ve Yeni Zelanda kolordusu (Australian and New Zealand Army Corps) kelimelerinin baş harflerinden meydana gelmiş bir kısaltmadır. Birinci Dünya Savaşı'nın başlarında bu iki ülkeye ait birliklerin katılmasıyla kurulan kolordu, bu kısaltılmış isimle tarihteki yerini almış, önce Çanakkale'de daha sonra Ortadoğu ve Avrupa savaş alanlarında müttefikleri hesabına önemli hizmetler başarmıştır.

Antropoloji (insan bilimi)

Antropoloji
Antropoloji (insan bilimi)

Antropoloji (Latince: anthrop- "insan, adam" ve logia "bilim"; anthropologia, tarih: 1593[1]), insanın ve insanlığın incelenmesini konu alan bilim dalıdır.

İki anlamda holistiktir: tüm zamanlarda yaşamış olan veya yaşayan tüm insanlara ilişkindir ve insanlığın tüm boyutlarını kapsar. Prensipte, tüm toplulukların tüm kurumlarıyla ilgilenir. Antropoloji özellikle kültürel görecelilik, bağlamın derinlemesine incelenmesi ve kültürler-arası karşılaştırmalara verdiği önem ile diğer sosyal disiplinlerden ayrılır.
Antropoloji metodolojik açıdan çok zengindir ve hem nitel metotları hem de nicel metotları kullanır. Antropoloji disiplinin tarihinde etnografiler önemli bir yer tutmuş ve bir anlamda odağı oluşturmuştur. Bununla birlikte özellikle 20. yüzyılda etnografik çalışmaların ve etnografik ilgi odaklarının farklı antropoloji alt-dallarında farklı eğilimler gösterdiği görülebilir. Örneğin tıbbî antropoloji’de 20. yüzyılın ortalarında çalışma odaklarında küçük topluluklardan, modern Batı toplumlarına doğru bir kayış olmuştur.

Anti-Virüs Uygulamaları

                                    Anti-Virüs Uygulamaları

Bilgisayar Virüsü Nedir?

Virüs, herhangi bir bilgisayara değişik yollarla girebilen ve bu bilgisayarlarda
istenmeyen sonuç ve zararlara yol açan programlara verilen genel bir isimdir. Bu
programların kullandığımız, bilgisayarlarda çalıştırdığımız diğer programlardan temelde bir
farkı yoktur. Bu nedenle, işletim sisteminin desteklediği bütün işleri yapabilirler. Virüsleri
özel kılan, girdiği sistemlere kendilerini, kullanıcının farkında olmadan veya iradesi dışında
çalıştırılacağı şekilde yerleştirmesi ve sistemlere zarar vermesidir.
Bir virüs kullanıcı tarafından çalıştırılmadan veya kendisini programlayan kişi
tarafından önceden belirlenmiş durum oluşmadan aktif hale gelmez. Bazı virüsler ise aktif
hale geldikleri halde, belli bir süre istenmeyen etkilerini göstermezler. Virüsler genel olarak
etkilerini diğer çalışan programlara "bulaşarak", onlarda çeşitli değişiklikler yaparak gösterir.
Virüslerin bir diğer özelliği ise kendilerini çoğaltmaları ve hafızada değişik yerlere
kaydetmeleridir. Virüsler, disketler, ağ paylaşımı, Internet (e-mail, dosya indirme, vs.)
yollarıyla yayılır.

Antioksidan

Sebze ve meyveler bolca antioksidan içerir.

Antioksidan veya yükseltgeme önleyici, yağların otoksidasyonunu yavaşlatan madde. Canlılarda, kimyasal süreçler (prosesler), özellikle oksitlenme, serbest radikallerin oluşmasına neden olur. Yüksek derecede reaktif olan serbest radikaller farklı moleküller ile kolayca reaksiyona girebilir ve böylece hücrelere, canlıya zarar verebilir. Antioksidanlar serbest radikallerle reaksiyona girerek (onlarla bağ kurarak) hücrelere zarar vermelerini önler. Bu özellikleriyle hücrelerin anomalileşme, ve sonuç olarak tümör oluşturma risklerini azalttıkları gibi, hücre yıkımını da azalttıkları için, daha sağlıklı ve yaşlılık etkilerinin minimum olduğu bir yaşam yaşama şansını yükseltir.

19 Eylül 2012 Çarşamba

Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV)


Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV)
 (Anne Çocuk Eğitimi Vakfı sayfasından yönlendirildi)
Git ve: kullan, ara
Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), 1993 yılında, bilimsel bir araştırma projesinin devamlılığını sağlamak amacıyla kurulmuş olan bir vakıftır. Vakfın kuruluş amacı anneler ve çocukları eğitmektir, ancak bugün bu amacını aşarak babalara, çocuksuz kadınlara ve ailelere de eğitimler vermektedir. AÇEV'in, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği ile ortak yürüttüğü projeler mevcuttur.
Ayşen Özyeğin başkanlığında, Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı ve Prof. Dr. Sevda Bekman'ın bilimsel araştırmalarının etkileri sonucunda kurulmuştur. 1982-1986 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde okul öncesi çağdaki çocukların eğitim durumlarıyla ilgili Bekman, Kağıtçıbaşı ve Diane Sunar tarafından yapılan bir araştırma sonucunda, Anne-Çocuk Eğitim Programı geliştirilmiş ve uygulanmaya başlamıştır. Programın oldukça olumlu sonuçları üzerine, programın yaygınlaştırılmasına çalışılmıştır. Program, 1993 yılında AÇEV ile kurumsal bir yapıya kavuşturulmuştur.

Antepli Şahin Bey - Mehmed Said

Antepli Şahin Bey - Mehmed Said

Antepli Şahin Bey - Mehmed Said
Şahin Bey'in asıl adı Mehmed Said'tir. 1877 yılında Gaziantep'in Bostancı Mahallesinde 55 nolu evde doğmuştur. Babası Abdullah Efendi, annesi Ayyuş hanımdır.
Mehmet Said, 1917 Ekim'inde Sina cephesinde vazife almıştır. Başçavuş iken mensup olduğu alayla, Ayn-ül Cebel denilen bir kalede Araplar tarafından sarılmıştır. Muhazara uzun sürmüş, erzak bitmiş, cephane azalmış, Alay Komutanı da şehit olunca açlık ve sefaletten biten birlikler arasında Araplara teslim olmak eğilimi belirmeye başlamıştır. Mehmet Said birkaç arkadaşıyla teslim olmak isteyenleri yakalayıp, hapis etmiş ve bir gece karanlıkta faydalanarak çok sarp ve çetin bir geçitten askerleri muhasara dışına geçirmek suretiyle Alayı kurtarmıştır. Bu fevkalede hizmetine karşılık ordu komutanlığınca Mülazim-ı Sani ( Teğmen)'liğe terfi olunmuştur. 1918 yılında İngilizlerle Sina cephesinde cereyan eden şiddetli bir muharebe neticesinde esir düştü. Mısır'daki İngiliz esir kampında 1919 Aralık ayı başlarına kadar esir olarak kaldı, ateşkesden sonra serbest bırakıldı.

ANTEP TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Antep Türküsünün Hikayesi

ANTEP TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ
     Kilis yolu Kuva-yı Milliye komutanı olarak Kurtuluş Savaşı sırasında Antep savunmasına katılan Teğmen Şahin Bey, tek başına üstlerine yürüdüğü Fransız askerleri tarafından süngülenerek öldürüldü.

Yusuf Ziya Bahadınlı, Antep savunmasını da konu alan "Gemileri Yakmak" romanında Şahin Bey'le ilgili önemli bilgiler veriyor. Sözkonusu romandan aktardığımız şu bilgiler, türkülerdekilerle tamamen çakışıyor.

"Şahin bey, yıllarca savaşlara katılmış, esir düşmüş, Antep'e döner dönmez de soluğu Kilis yolunda almıştı. Kısa zamanda köylüyü örgütledi. Köy ağaları aşiret reisleri bile ona saygı duyuyorlardı. Herkese güven veriyordu. Geceleri az uyuyor, nöbet yerlerini dolaşıyor, nöbetçilerle konuşuyordu. Antep'ten en küçük bir yardım gelmiyordu. Gözcüler bir gün bir Fransız konvoyunun Kilis'ten Antep'e yiyecek getirdiğini haber verdiler. Engel olmak gerekiyordu. Şahin bey hemen çeteler arasında görev bölümü yaptı. Yol boyundaki köyler boşaltıldı. Fransızlar 26 Mart sabahı saat beş buçukda Kızılburun'a ve şosenin doğusundaki Kantara köyüne uzanan tepelerdeki siperlerimize saldırıya geçtiler. Daha çok top ve makineli tüfekle ateş ediyorlardı. Bizde otomatik silah yoktu. Osmanlı, Alman, İngiliz, Rus yapımı tüfekler vardı. Onlar eğitim görmüşlerdi. Bizimkilerse ömründe silah görmemiş köylü çetelerdi. Yine de düşmana karşı canla başla savaşıyorlardı. Düşman şosenin solundaki siperleri aldı. Şahin Beyin başında bulunduğu sağ kanat bir süre dayandıysa da sonunda çözüldü ve dağıldı." (s. 57. 58. 59)

ANTEP TÜRKÜSÜ


ANTEP TÜRKÜSÜ
Kara imiş şu Antep'in yazısı
Meleşmiyor koyun ilen kuzusu
Ana baba bacı kardaş acısı

Nerde benim sarı güllü bağlarım
Antep diye hazin hazin ağlarım

Fransızlar her taraftan geldiler
Top sesinden çocuklar da öldüler
Çok gelinler evde yalnız kaldılar

Nerde benim mor sünbüllü bağlarım
Antep diye hazin hazin ağlarım

Kavaklı'nın şirazesi bozuldu
Hanemize kara yazı yazıldı
Camilere şehit kabri kazıldı

Nerde benim mor lale bağlarım
Antep diye uğrun uğrun ağlarım

***

Gaziantep

Gaziantep

Gaziantep
Gaziantep, halk arasındaki eski adıyla Antep, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Akdeniz Bölgesi arasında bulunan aynı adlı ilin merkez şehridir. Güneydoğuda şehir olarak en fazla nüfusu barındırır. Nüfus Bakımından Türkiye'nin 6.Büyük Kentidir.[2] Sanayi ve gelişmişlik bakımındandan birincidir. Gaziantep, Şehitkamil, Şahinbey olmak üzere iki metropol ilçeye ayrılmıştır. Gelişmişlik açısından Türkiye'nin 20. büyük ilinin merkez ilçesidir.[3] Ayrıca Gaziantep, Türkiye'nin hâla yaşanılan en eski kenti olup, Dünya'nın da hâlâ yaşanılan en eski kentlerinden biridir.[4] Bunların yanında Gaziantep, Türkiye sanayisi ve ticaretinde de çok önemli bir yer tutar. Bunun sebepleri arasında Gaziantep'in Anadolu ile Orta Doğu arasında bir konumda bulunması ve liman kentlerine yakınlığı sayılabilir. Gaziantep'in simgeleri arasında Gaziantep Kalesi, baklava , antepfıstığı ve bakırcılık sayılabilir.
Gaziantep'in bilinen en eski adı Romalılar tarafından verilen Antiochia ad Taurum'dur. "Antiochia ad Taurum", Latince "Toroslar'ın karşısındaki Antakya" anlamına gelir. Daha sonra şehri ele geçiren Araplar şehre Ayıntap demiştir.[5] Ayıntap adının kökenine ilişkin rivayetlerden birkaçı;[6]

Antalya Müze'si

Antalya Müzesi

Antalya Müze'si
Antalya Müze'sinin kuruluşu ve gelişmesi oldukça ilginçtir. 28 Mart 1919 tarihinde Antalya İtalyanlar tarafindan işgal edildi. İşgal kuvvetleri ile birlikte gelen arkeolog, yöreyi gezerek buldukları antik eserleri toplayıp İtalyan Konsolosluğuna taşımaya başladılar. Bu arada Antalya tarihine ilgi duyan ve arkeolojiyi seven lise öğretmeni Süleyman Fikri Bey, tarihi eserleri medeniyet adına topladıklarını idda eden İtalyanların bu hareketlerine karşı çıktı. Tekeli Mehmet Paşa Camii'nin yanında terk edilmiş küçük bir mescidi düzenliyerek Antalya Müze'sinin ilk temelini atmış oldu. Daha sonra İtalyanların Antalya'dan çekilmesi üzerine onların topladıkları eserleri de bu küçük müzeye getirdi.
1937 Yılından sonra Yivli Minare Camii müze olarak kullanıldı. Bölgede yapılan kazılarda yeni yeni eserler bulundu. Eski uygarlıkların kalıntıları bir bir toprak üzerine çıkarılıp sergileniyordu. Bugün Konyaaltında bulunan ve çağdaş bir anlayışla düzenlenmiş Türkiye'nin en büyük müzelerinden biri olan Antalya müzesinde 13 teşhir salonu ve açık hava galerisi vardır. Kapladığı alan 7.000 metre kare olan müzede sergilenen eser sayısı 5.000 kadardır. 25.000 - 30.000 kadar eser ise müzede sergilenmeden korunmaktadır.

Antalya Kültür Turizmi

Antalya Kültür Turizmi

Antalya Kültür Turizmi 

ANTALYA KÜLTÜRÜ

Müzeler ve Ören Yerleri
 Antalya Müzesi
Antalya’da ilk müze, 1922 yılında Antalya ve çevresinde derlenen arkeolojik eserlerin Alaaddin Camii’nde depo edilmesiyle kurulmuştur. 1934 yılında buradaki eserler Yivli Minare ve külliyesine taşınarak, 1937 yılında ziyarete açılmıştır. 1972 yılında bugünkü binasında hizmet vermeye başlayan müze 1988 yılında “Avrupa Konseyi Özel Ödülü”nü kazanmıştır.
Antalya Müzesi 13 teşhir salonu, çocuk bölümü ve açık hava teşhiriyle bölgenin tarihini kronolojik olarak yansıtmaktadır.

Antalya

Antalya

Antalya    
Antalya kenti, Akdeniz kıyısında kendi adını taşıyan körfezde, denizden 39 m. yükseklikteki kayalıklar üzerine kuruludur. Deniz kıyısı ile yükseklikleri 3086 m.'ye kadar ulaşan Toros Dağları arasında farklı büyüklükteki ovalar, Antalya ve çevresinin ilk göze çarpan görüntüleridir. Kara ile deniz, kilometrelerce uzanan plajlarla, ya da sarp kayalıklarla birbirine kavuşur. Toros Dağları arasında kendine özgü yarlar, uçurumlar ve özellikle kıyıya yakın kesimlerde mağaralar ayrı bir özellik katar bu bölgeye.
Torosların güneylerinden kaynaklanan çok sayıda irili ufaklı akarsu, ovalara bereket akıtarak Akdeniz'e ulaşır. Tamamı berrak ve temiz olan bu sular, geçtikleri yerlerde ve denize dökülürken eşine ender rastlanır güzellikte çağlayanlar oluştururlar. Antalya'da doğa, bitki örtüsü yönünden çok zengindir. Kıyı şeridinde her türlü tropikal bitki görülebilir. Yer yer dev boyutlara ulaşan kaktüs türleri Antalya'ya ilk gelenlerin hemen dikkatini çeker. Kıyıdan uzaklaşılıp Toros'ların
eteklerine gelindiğinde, Akdeniz ülkelerine özgü maki bitki örtüsü egemenliği görülür. Her tür meşe ve çam ağaçlarının oluşturduğu sağlıklı ve gür ormanlar makileri izler. Ova bölgelerinde, pamuk ve susam tarlaları, portakal, limon ve muz bahçeleri ayrı bir güzellik oluşturur.
Antalya sahip olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler sayesinde "Türk Rivierası" adını almıştır. Deniz, güneş, tarih ve doğanın sihirli bir uyum içinde bütünleştiği Antalya, Akdeniz'in en güzel ve temiz kıyılarına sahiptir. 630 km. uzunluğundaki Antalya kıyıları boyunca, antik kentler, antik limanlar, anıt mezarlar, dantel gibi koylar, kumsallar, yemyeşil ormanlar ve akarsular yer alır.

ANNENİN ÇOCUĞUNUN EĞİTİMDEKİ ÖNEMİ


ANNENİN ÇOCUĞUNUN EĞİTİMDEKİ ÖNEMİ
Hiç şüphesiz çocukların iyi bir şekilde yetişmesinde annelerin rolü inkâr edilemez, anneler çocuk eğitiminde en önemli konuma sahiptirler. Çocuğun eğitiminde annenin yerinin çok önemli olması, babanın çocuk eğitiminde sorumluluğunun az olduğu anlamına gelmez, babanın çocuğuyla ilgilenmesi için onun büyümesini bekleyemez. Bu yüzden çocuk eğitimi ve bakımı anne babaların her ikisinin de karşılıklı sorumluluk paylaşımı ile yürütmesi gereken bir durumdur.

Çalışma ve şehir hayatında babaların çocuklarını az görmesi, çocuklarla ilgilenmenin tamamen annenin üzerine bırakılması hem anneler hem çocuklar açısından büyük sorunlara yol açmaktadır. Babanın desteği olmadığı için; anneler çocuğa uygun eğitim ve disipli­ni vermekte zorluk çekmektedirler ve çocuklar da babalarını seyrek gördükleri, etkinliğini hissetmedikleri için bazı psikolojik sorunlar yaşarlar. Bu durum anneyi ve çocuğu etkilemektedir, anneler evin sorumlu­luğu, çocuğun bakımı gibi konularda yalnız kalıp strese girmekte­dirler.

Anneler Günü Şiirleri


Anneler Günü Şiirleri
Anne
anneciğim bugün sen dur
ben bakayım sana ne olur
ne istersen pişireyim
evi silip devrişeyim

ben doldurdum aklarını
ödeyemem haklarını
bugün senin günün anne
bak kendini yordun gene
canım kadar sevdiğim kim benim canım anneciğim!

ANNE SÜTÜ İLE BESLENMENİN FAYDALAR



Anne Sütü İle Beslenmenin Faydaları
ANNE SÜTÜ İLE BESLENMENİN FAYDALARI
  
·  Anne sütünün hazmı kolaydır. Bebek çok rahatlıkla hazmeder, hazımsızlığa hemen hemen hiç rastlanmaz.
·  Anne sütünün sıcaklığı her zaman istenilen derecededir. Çünkü vücut sıcaklığındadır.
·  Anne sütü, oluşmuş antikorları sayesinde bebeği birçok bulaşıcı hastalığa karşı korur. Bu, özellikle bebeğin ilk aylarında ona doğal bir koruma sağlar.
·  Anne sütü ile beslenen bebekler genellikle ilk aylarda diğer bebeklere göre daha az hasta olurlar.
·  Anne sütünde bulunanan demiri bebeğin vucudu kolaylıkla emer.
·  Anne sütü ile beslenen bebeklerde, inek sütü ile beslenen bebeklerde görülebilen protein alerjisi olmaz.

Anne Sevgisi - Anne Sevgisi Şiir

Anne Sevgisi

  Anne Sevgisi
Sıcağın sinmiş bana,
Seni severim ana.

Sensin bana can veren,
Sensin bana kan veren.

Küçükken yudum yudum,
Sütlerinle uyudum.

Kulağıma ninniler,
Neler söyledin, neler.

Beni büyüttün ana,
Beni yürüttün ana.

Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV)

Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV)

Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV)
 (Anne Çocuk Eğitimi Vakfı sayfasından yönlendirildi)
Git ve: kullan, ara
Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), 1993 yılında, bilimsel bir araştırma projesinin devamlılığını sağlamak amacıyla kurulmuş olan bir vakıftır. Vakfın kuruluş amacı anneler ve çocukları eğitmektir, ancak bugün bu amacını aşarak babalara, çocuksuz kadınlara ve ailelere de eğitimler vermektedir. AÇEV'in, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği ile ortak yürüttüğü projeler mevcuttur.
Ayşen Özyeğin başkanlığında, Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı ve Prof. Dr. Sevda Bekman'ın bilimsel araştırmalarının etkileri sonucunda kurulmuştur. 1982-1986 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde okul öncesi çağdaki çocukların eğitim durumlarıyla ilgili Bekman, Kağıtçıbaşı ve Diane Sunar tarafından yapılan bir araştırma sonucunda, Anne-Çocuk Eğitim Programı geliştirilmiş ve uygulanmaya başlamıştır. Programın oldukça olumlu sonuçları üzerine, programın yaygınlaştırılmasına çalışılmıştır. Program, 1993 yılında AÇEV ile kurumsal bir yapıya kavuşturulmuştur.

ANNE BABANIN ÇOCUKLARINA KARŞI GÖREVLERİ


Anne Babanın Çocuklarına
Karşı Görevleri
ANNE BABANIN ÇOCUKLARINA KARŞI GÖREVLERİ

Anne babanın çocuklarına karşı yükümlülükleri oldukça fazladır. Bunların tümünü saymak konunun uzamasına sebep olacağı için kısaca şu başlıklar altında sıralayabiliriz

1- Çocuğu Kabullenmek: Birçok anne baba çocuğun cinsiyetine aşırı önem verirler. Mesela bazıları çocuklarının erkek, bazıları da kız olmasını ister.
Çocuğun anne baba üzerindeki haklarından biri de, cinsiyetine önem verilmemesidir. İmam Seccad’ın (a.s) çocuğu olduğu zaman, diğer özelliklerini sormadan önce, sağlıklı olup olmadığını sorar ve şöyle buyururdu: “Allah’a şükürler olsun ki benden sakat bir nesil yaratmadı.” Peygamber (s.a.a), cinsiyet karşısındaki hassasiyetin giderilmesi adına kızına şöyle buyuruyordu: “Kız çocuğu hoş kokulu bir gül gibidir; koklarım onu ve rızkına Allah kefildir.” Ya da kızının elini öper ve “Kız, Allah’ın hediyesidir.” Buyururdu.
2- Çocuğa isim vermek: Çocuğa dünyaya gelmeden önce isim vermek daha iyidir. Hamilelikten itibaren iki isim seçmeli, kız ise biri, erkek ise diğeri verilmeli. İyi isim seçmek çocuk için çok önemlidir. Bilhassa gelecekte önemli bir şahsiyet olması durumunda. Öyle bir isim seçmek lazım ki, o isimle gurur duymalı ve kudretli, temiz insanlar zümresinde görmeli kendisini. Ayrıca çocuğa, Peygamber sülalesinin isimlerinin verilmesi tavsiye edilmiştir.

ANLATIM TÜRLERİ

Anlatım Türleri

ANLATIM TÜRLERİ
1-BETİMLEYİCİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Betimlemeler açıklayıcı ve sanatsal betimleme olmak üzere ikiye ayrılır.
2.kişinin iç dünyasını anlatan betimlemelere tahlil(ruhsal portre) denir.
3.Kişinin dış görünüşünü anlatan betimlemelere simgesel betimleme denir.
4.Roman, hikâye, tiyatro, gezi yazısı, Şiir gibi türlerde kullanılır.
5.Kelimenin yan ve mecaz anlamlarına yer verilebilir.


ANLATIM BOZUKLUKLARI ÖRNEKLERİ

Anlatım Bozukluğu Örnekleri

ANLATIM BOZUKLUKLARI ÖRNEKLERİ
1)Gereksiz Sözcük Kullanma:
Bir cümlede anlamları aynı olan veya anlamca biri diğerini içeren sözcüklerin birlikte kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

*Kulağıma eğilerek alçak sesle bir şeyler fısıldadı.
*Bu yol yaya yürümekle bitecek gibi değil.
*Onlar da beş yıldır karşılıklı mektuplaşıyorlar.
*Geçmişteki hatıralardan bir şikayetim yok
*Ülkemizin sorunları bitmiyor ,tükenmiyor
*O günleri daha henüz dün gibi hatırlıyorum
*Bu gece ısı sıfırın altında eksi beş derece olacak.
*Gülmesinin nedeni bugün iyi bir haber almasındandır.
*Onunla ilk tanışmamızı unutamam.
*Dün gece uyurken gördüğü rüyayı anlattı.
*Sanki dalgasız bir deniz gibiydi yüzü.